29 Ocak 2017 Pazar

HASTALIK DEĞİL EKSİKLİK: DEHB




   
     
           Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) yaklaşık olarak 3-4 yaşlarında başlayan ve bazen yaşam boyu devam edebilen bazen de önlemleri (ilaç, terapi vb.)   alındığı takdirde azalabilen  belleğin olduğundan daha süre işlev yapmasına sebep olan dürtüsel bir eksikliktir.Zaman zaman yerinde duramama, kaygı bozukluğu ve  aşırı agresiflik olarak da kendini gösterebilmektedir.Nedenleri tam bilinmemekle beraber genetik faktörlere, çevresel uyaranların eksikliğine, doğum sırası ve doğum sonrası çevresel etkenlere dayandığı tespit edilmiştir. Tam tanısı çocuk ilkokula geldiği dönemde yapılabilmektedir.
           Yapılan incelemeler DEHB'nin çocuk esirgeme ve yetiştirme yurtlarında büyüyen çocuklarda daha sık gözlemlendiğine dikkat çekiyor. Hemen anlayabiliriz ki sosyal uyaran eksikliği, sağlıklı anne baba ilişkilerinin olmaması nedeniyle uzun süren duygusal yoksunluk gibi  sosyal imkansızlıklar dikkat eksikliğini tetikleyen etkenleri oluşturmaktadır.Yani sosyo-ekonomik düzeyi düşük ailelerin çocuklarında daha sık rastlandığı gözlenmektedir.
             Özellikle okulöncesi dönem çocuklarında dikkat süresi 2 -3dk aralığında değişir fakat bazı çocuklarda gözlemlediğim sandalyesinde  iki-üç saniye bile oturmakta zorlanan çocuklar, sırasını beklerken sinirden ağlayan çocuklar, oyun esnasında birden bire uyumsuz problemlerle şiddet eğilimi gösteren çocuklar vb. bana bu anlamdaki sıkıntıları çağrıştırır hep. Asıl önemli olan bu tanının çocuğun  ancak ilkokula geldiğinde yapılabilmesi . Bu inanılmaz  bir durum.Düşünün ki üç yaşında DEHB'li bir çocuğun ilkokul dönemine kadar tanısı konmamış bu eksiklikle yaşaması muhteşem ızdırap dolu yıllar demek. Yani bir kuşu yüzebilmesi için denize atıyorsunuz ve yüzemediği için onu sürekli cezaya maruz bırakıyorsunuz... Sınıfında hastalıklı muamelesi görmesi ve her yaptığı dürtüsel davranışın aslında bir eksiklik  olduğunun farkında olunmaması.Maalesef bu tarz yaklaşım sergilenen kötü örneklerine rastladım, korkunç. Bu durum en önemli fizyolojik ihtiyaçlar kadar üzerinde durulması ve önlemler alınmasını gerektiren bir konu. İnsan yemek yemeden, su içmeden yaşayamaz değil mi ya düşünüp, öğrenmeden ne kadar yaşar?


          Benim  yapmayı seçtiğim ve öngördüğüm  ilk önce bu durumun farkında olunması ve her çocuğa bu tarz bir eksiklik karşısında sabırla müdahale edilebilmesidir.Çocukların bellek ve dikkat süresini arttırıcı oyunlara özellikle yer verilmeli, onlara mümkün olduğunca her gün hikaye okunmalı ve drama gibi yaratıcı faaliyetlerle desteklenmelidir.Ayrıca enerjisini atabileceği çeşitli spor faaliyetlerine yönlendirilmesinde de oldukça yarar var.Çünkü sosyal uyaranlar ve sosyal uyum bu noktada oldukça önemli. Özellikle psikolojik  yönlendirmelerin  biran önce yapılması da şart. Bellek insanın öğrenmesi ve düşünmesi noktasında epey önemlidir.Bize düşen bu çoçuklara  DEHB'nın  yaratmış olduğu dezavantajları en az düzeye indirebilmek için gerekli ve zamanında yapılması gerekenleri en ince ayrıntılarıyla yapmak.


  Sınıfımda uyguladığım bir dikkat çalışması .
(okulöncesi 3-6 yaş çocukları için uygundur.)

  https://www.youtube.com/watch?v=Hhd7LvNC6To
                                                                                               

                                                                                                29 Ocak 2017
                                                                                                 ANTALYA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder