Bu yazıyı yazmaya karar vermem aslında bir anda olmadı. Tam da okul deneyimi için gittiğim ana sınıfında bir öğrencimin şu sözü: ‘Ben büyüyünce çok daha fazla oyuncağım olsun istiyorum ve polis olmak istiyorum.’ içimdeki bu yazma isteğini körüklemişti. Tabi iki gün daha düşündüm. Aslında çok fazla uzmanlık gerektiren bir yazı olup olmayacağı konusunda endişelerim vardı. Çünkü yolun başındaysanız hata yapmaktan ve özellikle mesleğiniz öğretmenlikse daha da fazla şeyler öğrenmeniz gerektiği bilinci hep sizle olmalıdır.
En sonunda yazmaya karar verdim.
En sonunda yazmaya karar verdim.
Ben üniversite son sınıf öğrencisi olmanın bazı dezavantajlarını kendi içinde avantaja çeviren bir öğrenci ve aynı zamanda her fırsatta deneyim kazanma peşinde koşan genç bir öğretmen adayıyım. Branşım Okul öncesi Öğretmenliği. Çünkü yolun başında hissettiğiniz sorumluluk zaten böyle düşünmenize bir hayli sebepler yaratıyor.
Biliyorsunuz ki eğitim sistemimiz iyisiyle kötüsüyle tartışılmaya açık bir mevzudur. Her yıl değişen sınav sistemleri, oturmamış eğitim stratejileri ve politikaları günden güne gündemi fazlasıyla meşgul eder durur. Kahvedeki Mehmet Amca kadar mahalledeki Ayşe de bundan rahatsızdır. Nitekim bu eksiklikleri görmek için aslında profesyonel eğitimci olmaya gerek yok bizzat yasayarak öğrenmeye devam ediyoruz.
Okul öncesi dönem çocukların ilkokul birinci sınıfa başlamadan önce resim yaptıkları ve çalışan kadınların çocuklarını bıraktıkları zaman doldurma dönemi olmaktan çok daha ötededir. Türkiye’de ki bu yanlış algısal bozukluğun sebebini bazı insanların bu noktada fazla araştırma yapmamalarına ve hala bir noktada geleneksellikten uzaklaşılamadığından kaynaklandığını düşünüyorum.
Halbuki çağdaş ülkelerdeki eğitim sistemini incelerseniz okul öncesi eğitime ayrılan önem bizden fazlasıyla ötede. Dünyada bir çok ülkede okul öncesi eğitim zorunluyken ülkemizdeki bu yanlış uygulamalar ve anlayışlar mevcut. Aslında ülkemizin geleceği açısından büyük problem taşıyor.
Okul Öncesi Eğitim çocuğun 0-6 yaş dönemini kapsayan duygusal, sosyal,fiziksel,dil,bilişsel ve öz bakım becerilerinin geliştirilerek bunun içinde değerler eğitimi ve hayal gücünü de tüm yönleriyle destekleyerek gelişimlerini bireysel farklılıkları doğrultusunda sosyal bir çevrede ve tüm donanımsal araç gereçler yardımıyla sağlayarak ilkokula ve hatta hayata hazırlandığı kritik bir dönemdir. Çocukluğun bu yılında bilişsel gelişimimizin ve kişilik gelişimimizin %80’nin tamamlandığını biliyor muydunuz?
İlkokula başladığımızda ve üniversiteden mezun olurken ki süreçte geriye kalan %20-30 luk kısımla uğraştığımız ve temellerini attığımız bu evre sizce sadece oyun oynamak ve resim yapmaktan ibaret mi olmalı. Tabiki de hayır; Çağdaş Öğrenme yaklaşımlarındaki ‘Eğlenerek Öğrenme Metodu’ bu dönemde fazlasıyla kullanılmaktadır. Evet hatta kullanılması da oldukça önemlidir. Ama bu çok basit bir oyun oynatma ve resim yaptırmak olmamakla beraber henüz gelişimini tam olarak tamamlayamamış çocuklar için öğreneceği şey ile arasında bir köprü görevi gören bir eğitim yöntemidir. Basit olmak zorundadır çünkü çocuk henüz bisiklet sürebilecek olgunlukta değildir. Özetle okul öncesi dönem hayatımızın temelini oluşturur.O dönemde çocukların temelleri ne kadar sağlam atılırsa, gelişimsel alanları ne kadar tüm yönleriyle desteklenir, hayal yetileri ne kadar güçlü olursa hayatlarını yönlendirmelerindeki başarı ve özgüvenleri o kadar gelişecektir. Bu dönemi gerçekten dolu dolu geçiren bir birey aslında en çok da her konuda ‘ öğrenmeyi öğrenecektir.’ Bu nedenle bu dönemde gerek öğretmenlere, velilere, uzmanlara ve eğitim planlayıcılarına ve ülkenin eğitim politikalarında söz sahibi yetkililere büyük görevler düşmektedir.
Son olarak üzerinde duracağım konu ya da problem dersem daha açık olur ‘4+4+4’ Eğitim Sistemi’nin ilk yılındaki yanlış uygulamalar.
(Çünkü sadece okul öncesi dönem ile ilgili uzmanlık bilgisine sahip olduğum için sadece ilk yıldaki eksiklikler hakkında konuşmam daha doğru olur.)
Öğrenme biz insanlar için en önemli gereksinimlerin başında gelir. Bunu gerçekleştirebilmemiz açısından bazı fizyolojik ve psikolojik aşamaları ve gelişimsel dönemleri atlatmaya ihtiyacımız vardır ki bu tüm insanlar için böyledir. Örneğin: bisiklete binmeyi bir yaşındaki çocuk öğrenemez. Çünkü gelişimsel olarak belli bir olgunluğa ve hazır bulunuşluluğa sahip değildir. Psikomotor becerileri gelişmemiştir yani ayağını pedala uzatıp onu çevirecek gelişimsel özellikte değildir henüz. Hatırlayın ilk bisiklete binmeye başladığınız yılları, ilk pedala ayanızı bastığınızda sürememiş olmalısınız. Birkaç kez denediz, belki düştünüz tabiki bunu yapabilecek olgunluğa ulaşmanın vermiş olduğu özgüven ve motivasyonla tekrar tekrar bunu denediniz ve en sonunda başardınız. Çünkü belli olgunluğa ve hazır bulunuşluluğa ulaşmanız bisiklete binmeyi öğrenmenizi kolaylaştırdı.
Her dönem için çocukların gelişimsel özellikleri doğrultusunda eğitim medot ve teknikleri uygulanmalıdır. Henüz kalem tutma olgunluğuna erişmemiş çocukların çizgi çalışması yaptırılarak desteklendiği okul öncesi dönemde siz ilköğretimi zorunlu hale getirirseniz ki ‘4+4+4’ Eğitim Sistemi’nde tam olarak bu uygulanmıştır. Aslında okul öncesine devam etmesi gerekirken birinci sınıfa zorunlu tuttuğunuz çocuklardaki aksaklıklar bizim için o dönemde oldukça büyük bir dertti ki bunu eleştirmek bizim en doğal hakkımızdır. Tabiki eksiklikler far edildi ve çocukların 6 yaşında ilkokula gidemeyeceği anlaşıldı ve bu uygulamada geri adım atıldı. Peki o yıl birinci sınıfa değil de anaokuluna gitmesi gereken çocukların hesabı nasıl verilecek? Kazanmaması gereken becerilerle savaşırken asıl kazanması gerektiği becerileri geç öğrenecek olması belki de öğrenemeyecek olması nasıl bir büyük kayıptır, bu nerece sorgulandı? İşte bunlar hep soru işaretleri. Bisiklete binme donanımına sahip olmadığı ve dolayısıyla bunu öğrenememiş çocukların bisiklete binmeye zorlandığı bir uygulamayla çocuklar geleceklerine giden bu yolda sekteğe uğradılar göz göre göre özetle.
Umarım bu gibi yanlış uygulamalar ki çocukların eğitime başladığı ilk yıllar okul öncesi dönem olmak üzere en kritik yıllardır özellikle bu yıllarda devam etmez. Her bir bireyin çok önemli olduğu eğitimde çocukların gelişimsel özellikleri doğrultusunda eğitim planlanmalıdır ki kayıplardan çok kazanımlara odaklanılsın.
En son olarak en baslarda belirttiğim gibi genç bir öğretmen adayı olarak yazıyorum daha profesyonelleri için adım niteliğindedir bilginize, sevgiyle kalın :)


